İMÂN VE İSLÂM - SALİH MİRZABEYOĞLU

 


İMÂN VE İSLÂM

Allah Resûlü’nün Hak’tan getirdiği ve bildirdiği şeylerin hepsi, bütün hâlinde “bedahet-apaçıklık” ifâde eder ve hiçbir delile muhtaç değildir.


Allah’ın vücudu, birliği ve Peygamberinin doğruluğunu idrak kuvvetinin mânevi marazlardan ve kötü illetlerden uzak olduğu nisbette bedahete yaklaşılır. Bedahete yaklaştıkça da fikir ve delil kıymetten düşer, lüzumsuzlâşır. İdrak kuvvetinde FİKİR, NAZAR, DELİL VE İSPAT, ANCAK İLLETİN VÜCUDU VE MARAZIN TEZAHÜRÜ ZAMANINDA OLABİLİR.
Devir devir nasıl göründüğümüzü tarih muhasebemizde belirttik. Bugün, geçmiş her devirden daha fazla “dış”a karşı bünye olarak zayıf ve “iç”te sapık kollarla bölünmüş olduğumuzu gözönünde tutarsak, küfrün kaynağını bilici bir imân hakikati ve “iç oluş” ahlâkını pırıldatan insan ve toplum ideali bakımından, neyin gerekli olduğu anlaşılır; her şeyden önce “dışa karşı” ve “içe doğru” aramızda isabetlinin ve hatalının kim olduğunu bilmemiz, bunun için de her aydın geçinen müslümanın fikir, nazar, delil ve ispat yükünü tezatsız bir mimarî içinde göstermesi, buna mensup olması gerekir... Dikkat:


— “İnsanların ihtilâf ettikleri mevzuda bir kimse lisânını muhafaza etse, yâni iştirak etmese bile, işittiği hususlarda kalbindeki hisleri menedemeyecektir. Zira kalb, iki şeyden birini, yahut her ikisini de kötü görecektir.”


Kalbler üzerinde dondurucu kutup ve kavurucu sahra rüzgârları gezerken, ölmeden önce nefsini hesaba çekmeye yanaşmayanların lisân ile imânının neticede nereye varacağını düşünmek gerek... Ki, lisânı ile imân eden, fakat kalbi ile imân etmeyen kimse Allah katında mü’min olamaz.

Bu gözle ve neye memur olduğumuzu, Büyük Doğu Mimarı’nın kaleminden, İslâm tarihinde “Cemel vakası-Deve vakası” olarak geçen hâdise nin mânâsı içinde verelim:

— “Bu ne hâldir?.. Peygamber soluğu kesileli
tam çeyrek asır geçen hengâmede, o ebedî soluğa bir ân için de olsa, HEM DE ÜSTÜN SAHABÎLER ZAMANINDA takılan menhus tıkaç nasıl izâh edilebilir?.. îbn-i Sebe’ler, yıpratıcı zaman, şu, bu, hepsi vesile ve bahane!.. Sır noktası, insan ruhunun vecd ve aşkını zamanla yenileyemez hâle gelince “nefs” isimli ejderha eline nasıl düştüğünü gösterici İlâhî imtihan tuzağından ve o soluğu TAZELEMEYE MEMUR NESİLLERE İBRET DERSİ ihtarından ibarettir.”


Salih Mirzabeyoğlu
İBDA Diyalektiği
Sayfa: 123-124-125

Hiç yorum yok

Öne Çıkan Yayın

İBDA ve İBDA-C Nedir?

İBDA-C’nin daha iyi anlaşılması için İBDA'nın kısaca tarif ve izahını yapmak istiyoruz… Kumandanımız Salih Mirzabeyoğlu’nun "...

İzleyiciler

Popüler Yayınlar

Tema resimleri duncan1890 tarafından tasarlanmıştır. Blogger tarafından desteklenmektedir.