Zuvka Batur-1866-1928
Zuvka Batur, Doğu Kazakistan'ın Savır yöresinde Zaysan ilçesine bağlı kırsal kesimde; babası Sabit ise, aynı bölgedeki Kalba Dağı eteklerinde dünyaya geldi. Büyük dedelerinden Bukarbay Batur, Abılayhan'ın sağ kollarından Janıbek Batur'un cengâverlerindendi. Dolayısıyla Bukarbay Baturun neslinden olan Sabit'in babası Nurmuhammet Hafız, atalarının dostu Valden Hazret ile tanıştı. Valden Hazret'in soyu Hoca Ahmet Yesevi'ye dayanır. Bu nesilden gelenlere İşan adı verilir. Kazak Boy yapılanmasında “Koja" olarak adlandırılmıştır. Zuvka Batur, bu nesilden olan bir anneden dünyaya geldiği için de ilk oğullarına Hz. Ali'nin vasıflarından isimler vermişti. Koja'ların içinden çıkan âlimler (alp-erenler), “Hazret-i Ata" diye de anıldı. Dolayısıyla o dönemde Valden Hazret'in toplum içinde ayrı bir yeri vardı. Küçük Nurmuhammet, ata dostluklarının vesilesiyle Valden Hazret'ten ders aldı ve Hafız olarak yetişti. “Sarı Hafız" lakabıyla da tanındı. Valden Hazret bu öğrencisinin oğlu Sabit'i de okutmak istedi. Yeğeni Mümin ile Sabit'i kendisinin yetiştiği Buhara, Kazan ve Ufa illerinde okuttu. Bu sırada Sabit'i, Mümin'in kız kardeşi Fadime ile nişanladı. Sabit 15 yıllık tahsilini tamamladıktan sonra evlendi. Valden Hazret, bu iki öğrencisine icazetini vererek, Mançu İmparatorluğu devrinde, adı henüz Şinjan olarak değiştirilmemiş olan Doğu Türkistan ülkesindeki Altay İli havalisine din tebliğine gönderdi.
Sabit görev yaptığı yerlerde “Damolla" (büyük hoca) unvanını aldı. Meslektaşıyla beraber çeşitli yörelerde mescit ve medreseler açarak öğrenci yetiştirdi. Sabit Damolla ilk göreve başladığı yıllarda Zuvka dünyaya geldi. Babası Sabit ve dayısı Mümin Hoca'dan dini dersler alan Zuvka, 15 yaşında babasını kaybetti. Annesi ile dört kardeşine bakmakla yükümlü olmakla beraber dinî vazifesini ifa etmeye devam etti. Zuvka'nın ilim tahsil etmiş aydın bir kişiliğe sahip olduğunu bilen “Töre" evladı Cengizhan Gûñ onu sarayına aldırdı ve İmam Hatipliğine tayin etti. Töre, Kazak ulusu içinde yer alan Cengizhan'ın torunlarıdır. Zuvka, bu Töre sarayında kısa zamanda babası gibi kadılık görevine atandı. Aynı dönemde yaşıtı Akıt Hacı ile tanıştı. Muhammet Mümin, Akıt Hacının da hocasıdır. Akıt Hacı “Ulema Şair" unvanıyla da tanınır.
Genç yaştaki Zuvka Hoca, kadılık yaptığı dönemde hasis zengin ve zalim yöneticilerin avam tabakasına zulmettiğinin farkına varmaya başladı. O daima mazlumların hakkını savundu. Zorba ağa ve yöneticilerin gayri meşru gelir sağlamalarına karşı durdu. Dolayısıyla bölgesel hükümet yöneticileri onu gözünün önüne çıkan bir çıban gibi gördü. Bu arada halk, Zuvka Batur'a başlarındaki derdini anlatmaya başladı. Bunun üzerine Zuvka Hoca kadılık görevinden ayrılarak, doğduğu Savır bölgesine gitmeyi düşündü. Aç ve biçare halkta onun ardından göç etti. Fakat “tebdili mekânda ferahlık var" diye geldiği bu diyarlarda da makam ve mevki sahibi yöneticiler, Zuvka'nın aleyhinde propaganda yapmaya başladı. Buna rağmen o, kanunen hiçbir davanın altında kalmadı. Bilakis zalimlerin mazlum halktan gasp ettikleri malların peşine düşerek, yoksullara tekrar iade etti. Böylece Zuvka'nın hocalık unvanından öte Bahadurluğu ön plana çıktı. Çevresinde onu destekleyen bir toplum kitlesi oluşmaya başladı.
Hocalarının icazetini alarak her ne kadar dinî alanda hizmet etmeye çalışsa da hayat şartları onu millî mücadeleye sevk etti. Hocalığıyla ve Bahadurluğuyla beraber topraklarının bütünlüğü, halkının dirliği için mücadele etti. Böylece yaşadığı devirde herhangi bir unvana gerek duymadan halkın lideri oldu. Toplum onu kahraman yiğit olarak nitelendirilen Bahadur payesiyle anmaya başladı.
1900 yılında “Boxer İsyanı" olarak bilinen olaylar sırasında, Osmanlı Padişahı II. Abdulhamit Han'ın girişimiyle Çin'deki Müslümanlar İstanbul üzerinden Hicaza gitmeye başlamışlardı. Zuvka Batur da 1902-03 yıllarında hocası ve aynı zamanda dayısı olan Mümin İşan ile beraber Hacca gitti. Her ikisi de kafile başkanı olarak Yıldız Sarayı'nda II. Abdulhamit tarafından kabul edildi. Bunu İstanbul'da vefat eden Akıt Hacının torunlarından Abdusselam Aykanat Hacı anlatmıştı.
Zalim yöneticiler onun Hacca gidip gelmesiyle tekrar İmam Hatiplik ve müderrislik görevine geri dönerek, kendilerinin yolsuzluklarına karışmayacağını düşündü. Aynı zamanda Zuvka Batur'un arkadaşı Böke Batur'u ortadan kaldırmak istedi. Nitekim Zuvka Batur hicaz seferine gittikten sonra Çinliler Böke Batur'u yenilgiye uğrattı. O ise, batıya doğru gitmek için Tibet'ten geçerken yakalanarak şehit edildi. Böylece despot yönetim, halka daha çok acı çektirmeye başladı. Zuvka Batur'un hicazdan dönüşünü bekleyen halk, tekrar çevresinde toplanmaya devam etti. Bunun üzerine bütün gençleri nizami olarak askeri eğitime tabi tuttu. Bununla beraber onu destekleyen varlıklı aileler Rusya ile ticaret yaparak, karşılığında silah satın almaya başladı.
Yanındaki Kazanbay Batur ile Tölegetay Batur onun en güçlü fedaileriydi. Otarbay, Irgaybay, Düzbay, Ziyratbay gibi avukatlarının yanı sıra onların izinde giden Kerim, Şıbarakın, Nasır, Tokacan gibi yiğitleri, habercileri ve kendi oğullarından Sultan Şerif ile Şiryazdan Hoca da vardı. En değerli adamlarının biri de Osman Batur idi. Onun babası İslambay, Zuvka Batur'un dostuydu. Dolayısıyla genç Osman'ı kendi evladı gibi yetiştirdi. Onun gençliğinden itibaren “Kazak Halkının Gözüpek Bahaduru Olacaksın!" dediği Zuvka Batur'un söylediği halk arasında yaygın sözleri, Osman Batur'a verdiği duası ve icazetiydi. O da Zuvka Batur'u “pirim" diye anardı. Böylesine yiğitlerle ve himayesinde toplanan halk kitlesiyle beraber devrin despot yönetimine karşı mukavemet gösterebildi. Toplumu himayesine alarak kimseyi ezdirmedi. Mağdur toplumun; dil, din ve ırkına bakmaksızın binlerce aileye sığınak oldu. Bu denli halkına ve topraklarına vasi olmasına rağmen, zalim yöneticiler onu üstlerine şikâyet etti. Dolayısıyla Zuvka Batur'un peşine bölgesel hükümet lideri Yañ Zı Şañ ordusu düştü. Bunun üzerine Zuvka Batur, Ürimçi yönünden gelen askerlere karşı durarak Altaylara doğru geçit vermedi. Hükümet hem ılımlı hem de sert politikalar kullansa da bunların hiçbirine karşı yenilmedi.
Bir taraftan 1920 yıllarında Rusya yönünden Beyaz Ordu Generali Bakiç'in 10 bin askeri Altay bölgesine yayılmaya başladı. Bu sırada Altay Valisi Juv Davyıñ, Beyaz Ordu teröristlerine karşı duramayıp intihar etti. O sırada Zuvka Batur devreye girerek bütün çapulcuları geri püskürttü. Diğer taraftan 1923 yıllarında yine Altay ve Barköl bölgesine baskın yapan Üyeme ve Düñgir adında Moğol çeteleriyle savaşarak onları sınırdan uzaklaştırdı. Her halükarda topraklarının bütünlüğü ve halkının bekası için mücadele eden Zuvka Batur'un bu dirayetini yerel yönetim kabullenmedi ve ona bölücü yaftasını yapıştırmaya çalıştı. O, buna karşı yılmayıp, aklı ve ferasetiyle halkı eşitlik yolunda tuttu.
1928'de Yañ Zı Şañ'ı, Dışişleri Bakanı Piy Yu Lin vurarak öldürdü. Yerine Jıñ Şoriyn geçti ve Zuvka Batur'u ele geçirmek için planlar kurdu. Önce, sözde bir anlaşmaya vararak halka zulmetmeyeceğini bildirdi. Yeni yönetimin vaatlerinden sonra toplumda bir sükûnet başladı. Dolayısıyla birçok insan kendi mesleğiyle uğraşma fırsatı buldu. Fakat çok geçmeden bölgesel hükümet sözünde durmadı ve Zuvka Batur'un yanında hizmet eden Jakiya (Madıhıñ) adında Düñgen asıllı bir yanaşmayı ayartarak casus olarak tuttu. Bu hain, daima Zuvka Batur'un çevresinde olup-bitenleri yetkililerine sızdırıyordu. Himayesindeki yanaşmanın hainliğini geç fark etmesine rağmen ona dokunmadı. Çevresindeki halkı tekrar toplamaya fırsatı da vardı. Fakat o, daima halkının dirliğini düşünerek, bir nebzede olsa rahatlayan vatandaşın düzeninin bozulmaması için kaderine razı oldu. O artık sevdiği insanların yanından ayrılmayı ve gerçek vuslata kavuşmayı arzulamaya başlamıştı. Adeta bu âlemde görevinin tamamlandığına inandı. Kader çizgisinden ayrı bir yol izleyemeyeceğini ve ömrünün kendine vefa vermeyeceğini hissetti. Böylece evine baskın yapılacağı günlerde yiğitlerine emir vererek toplumu kendinden uzak tutmaya çalıştı. Çünkü değerli insanlarının kendisiyle beraber kurban gitmesini istemedi. Yinede çoluk-çocuk ve çevresinde yaşamaya alışmış kimseler onun yanından ayrılamadı.
Düşmanını beklediği gece gelip çatmıştı. Baskına gelen iki yüz Çinli asker onu canlı ele geçirmek niyetindeydi. İlk manga asker Zuvka Batur'un otağına birer ikişer saldırıya başladı ama kimse sağ çıkamadı. Bunun üzerine ikinci manga asker devreye girdi. Zuvka Batur ise onlara karşı silahsız olarak çarpıştı. Otağının gergisinde asılı duran makineli tüfeği bile eline almadan, bilek gücüyle kapıdan içeri hücum eden askerleri rahatça devirmeye başladı. Buna rağmen ateş edildi ve Zuvka Batur yiğitçe şahadet şerbetini içti. Bu kanlı katliamda 53 kişi şehit edildi. Çin askerleri onun başını kesip götürdü. Çok geçmeden halkın isyan etmesinden çekinen bölgesel hükümet, Zuvka Batur'un başını yakınlarına iade etti.
Aradan bir sene geçtikten sonra Altay-Köktogay, Belkuduk'ta metfun bulunan kabri etrafına kurgan yapıldı. Günümüzde bu kurgan tarihi bir ziyaretliğe dönüştü. Onun hayatı ve mücadelesi hakkında Ürimçi'deki Kazak yazarlar tarafından kitaplar günışığına çıktı. Türkiye ve Azerbaycan Türkçesiyle beraber Çince, Rusça makale ve çeviriler yazıldı. 2000 yılında Moğolistan'ın Bayan-Ölgey kentinde doğumunun 130'uncu; şahadetinin ise, 70'inci yılı dolayısıyla etkinlikler düzenlendi. Burada bir caddeye adı verildi ve anıtı dikildi.
Türk dillerinin yanı sıra Arapça, Farsça ve Çince bilen Zuvka Batur 33 çocuk babasıdır. Dört eşinden 12 oğul ve 8 kızının adı bilinmektedir.
ZUVKA BATUR DESTANI (ZWQA BATIR JIRI)
Kazak Türkçesi:
-Arğı atam Zwqa Batır el bïlegen
Jasınan jwandarğa bas ïmegen
Twğan jer Sawır tawdıñ mañayında
Qalıñ el zombıdan bop zar ïlegen.
Türkiye Türkçesi:
(Dedem Zuvka Batur
halkı idare etti
Genç yaştan güçlülere
baş eğmedi
Doğduğu yer Savır Dağı
yöresinde
Bütün halk zorbalar
yüzünden kan ağladı.)
*
-Qaşanda şıqqan bolsa jebirlengen
Kedeydi qorğap ustap jibermegen
Aş-arıq, jetim-jesir kim bolsada
Zwqanı pana etip jigerlengen.
(Ne zaman ki zalimler
ortaya çıktıysa
Yoksulları himayesine
aldı
Aç, biçare, yetim, dul
her kim olursa;
Zuvka’dan güç alıp,
cesaretlendi.)
*
-Elderge qïın künder kelgen edi
Er Zwqa elge köñil bölgen edi
Sonaw bir zamandarda naşar bağıp
Öktemmen jağalasıp jürgen edi.
(Halkın başına zorlu
günler gelmişti
Yiğit Zuvka halka
gönül bağlamıştı
O eski günlerde
mağdurlara baktı
Müstebitlerle hep
mücadele etti.)
*
-Pendeler qorlıq körgen jan sawğalap
Aştıq kep şabwılmen mal quwalap
Qawımdar jaman şoşıp, üreyi uşıp
Zorlıqşıl äkim turdı el jawmalap.
(Bendeler baskıdan
canını kurtarmaya çalışıyor,
Açlıktan çapulculuk
yapmaya başlıyordu
Kavimler (halk) çok
korkuyordu
Zorba yönetim halka
baskın yapıyordu.)
*
-Ükimet adamdarı jarlılardan
Ayıp alıp qağıstırıp sorlılardan
Qamırıq jutqan elder zar ïleydi
Torğayday tozdı qawım urılardan.
(Hükümet mensupları
yoksullardan,
Ceza kesti haksız yere
gariplerden
İçine kaygı düşen halk
kan ağlıyordu,
Serçe gibi dağıldı
haydutların yüzünden.)
*
-Qaptağan el Zwqanıñ toğanağı
Düşpannıñ tars ayrıldı qağanağı
Oñaylı oljamenen qw ükimet
Kenelip sarq etti ğoy sağanağı.
(Çoğalan halk Zuvkaya
yük olmaya başladı
Düşman da bu çoğunluğu
çekemez hale geldi
Halkı sömüren kurnaz
hükümet
Rehavet içinde
yaşıyordu.)
*
-Batır bop elge Zwqa tur aybattı
Kedeydiñ oylap qamın küş- qayrattı
Mıñdağan eldi qorğap, qorşalap-ap
Mañına jïdı eldi bir jaynattı.
(Yiğit olup halk
yanında Zuvka vardı heybetli
Yoksul için var gücünü
sarfetti
Binlerce halkı koruyup
himayesine aldı
Etrafına toplanan
halkı koruyup, kolladı.)
*
-Köp ulttar jan sawğalap, kep
jïnaldı
Bularğa Zwqa özi, köp qïnaldı
Baylardıñ qatañdılıq zäbirinen
Qaşqan el, “Pana Zwqa” dep aynaldı.
(Her milletten
insanlar canını kurtarmaya geldi
Bundan dolayı Zuvka’ya
da ağırlık bindi
Zenginlerin acımasız
davranışından
Dağılan halk, “Sığınak
Zuvka” diye yanaştı)
*
-Dävirdiñ zor batırı, ol arwaqtı
Köptegen qawım tanıp sol ardaqtı
Bäri el, panalap kep jan sawğalap
Mekendep pana tuttı bul şañraqtı.
(Devrin zorlu yiğidini
maneviyatıyla
Birçok halk tanıdı o
değerli adamı
Hepsi canlarını
korumak için sığındı
Mekan edip sığınak
tutu onun ocağını)
*
-Jılsayın qalıñ el üymeledi
Oğan bir ulaspağan tüyneledi
Bandılar aldı-artınan eldi qïnap
Qawımdı bosqın qılıp tüygiledi.
(Yıllar geçtikçe halk etrafına doluştu
Zuvka’ya ulaşamayanlar
darda kalıyordu
Haydutlar ardı ardına
halka baskın yaparak
Kavimleri dağıtarak
eziyet ediyordu.)
*
-Sonda Zwqa ekpinimen esedi de,
Mıñdağan elder kömek, etedi de
Kez kelgen qarsılasqa taysalmay-aq
Jalındı azamat bop ösedi de.
(O sırada Zuvka
şiddetle harekete geçer
Binlerce insan ona
destek çıkar
Karşısına geçenlere
karşı korkusuzca,
Ateşli delikanlı,
yiğit olarak gelişir.)
*
-Sol kezdiñ äkimi bir oylanadı
Batırdıñ bası üşin aynaladı
Buğanda qaymıqpağan Zwqa Batır
Düşpanğa ekilenip saylanadı.
(Devrin yöneticilerini
düşünce sarar
Yiğidin başını almak
için uğraşırlar
Bundan da çekinmeyen
Zuvka Batur
Düşmana karşı hışımla
hareket eder.)
*
-Qayran el awır jük bop, otırğanda
Altaydıñ sañılağı bir turğanda
Ükimet aynaldı ayla-tãsilmen
Bas al! dep, pärmen berdi
qutırğanda.
(Zavallı halk ağır yük
olmaya başlayınca
Altay’ın sañılağı* vardı başlarında
(*engebeli yolda
deneyimli at)
Hükümet işi ele aldı
kurnazlıkla
Vurun başını diyerek
emir verdi. )
*
-Tobımen äsker şıqtı dürkin-dürkin
Oğanda tötep berdi emin-erkin
Osınşa küş jetpegen qw ükimet
Dey kördi; alamız dep qaytse bir
kün.
(Guruplar halinde
askeri saldırıya uğradı
Onlara da mukavemet
gösterebildi
Bu şekilde bile gücü
yetmeyen kurnaz hükümet
Nasıl olsa bir gün
katledeceğiz dediler.)
*
-Daw-şarda jerdiñ astın saq tıñdağan
Jaw barda artında el, tur mıñdağan
Sondıqtan alğır şeşen Batır Zwqa
Mıqtı bop qaşanda ol qımsınbağan.
(Davalarda olacakları
önceden kestirirdi
Düşmana karşı ardında
binlerce kişi vardı
Kimsenin sözünün
altında da kalmayan yiğit Zuvka
Güçlü oldu her an o
zorluğun üstesinden geldi.)
*
-Sonda da tağdırına könip jatır
Sezbey-aq Öraltayda külip jatır
Wıttı küşin salıp batır atam
Mekendep qosınına senip jatır
(Yine de kaderine
boyun eğdi
Umursamadı Yukarı
Altay’da gülüp geçti
Gayretini sarfeden
yiğit dedem
Mekânında askeri
birliğine güveniyordu.)
*
-Qamın jep oylağanı el kedeyi
Sandarlı joldan ötti ol ädeyi
Talaydı baqqan edi xalıqşıl batır
Satqınnan bosap onıñ til-kömeyi.
(Gamın yiyip,
düşündüğü yoksul el idi
Engebeli yollardan
geçti bilerek
Her geleni korumuştu
halk kahramanı
Bir hain yüzünden
hayatından vazgeçmişti )
*
-Kömeyin bosatqan Jaqïya Düñgen
Batırdıñ qolında bop közi töngen
Jaqïya tıñşı eken satqın bolıp
Zwqanıñ köñili sınıp, otı söngen.
(Gazaba uğratan Yahya
Düñgen
Elinde yaşadığı halde
ihanet etti
Yahya casus idi hain
çıktı
Zuvka’nın gönlü
kırıldı, ocağı söndü.)
*
-Baylardan ese bermey malın alğan
Kedeyge Zwqa atam janın salğan
Jaqïya satqın şığıp tegi Düñgen
Zwqanıñ qanına kep qolın malğan
(Zengine karşı fırsat
vermedi hakkını aldı
Yoksula karşı Zuvka
atam janını feda etti
Yahya hain çıktı
Düñgen asıllı
Zuvka’nın kanına elini
buladı.)
*
-Aytqanı atïimniñ; “Ajal kelmey;
Mıqtınıñ mıqtısımıñ öler-ölmey
Aldırar küni jazdırar ajal kelse
Qalamın jawğa tiri, äytew tüspey”…
(Atamızın vasiyetinde:
“ecel gelmeden,
Güçlünün güçlüsüyüm
şayet ölmeden
Allah yazgısı ecel
gelirse eğer,
Düşman eline canlı
olarak düşmeyeceğim”)
*
-Onansoñ Belqudıqqa şet qonıstap
Oylandı eldiñ qamın jep
qonıstap
Aqırı qaytar künin sezdi atam
Özimmen özim bolsın dep qonıstap.
(Bundan sonra
Belkudık’ta yalnız oturdu
Düşündü halkın gamını
yiyip tek başına kaldı
Sonunda öleceğini
sezdi dedem
Böylece herşeyin
kendisiyle bitmesini istedi.)
*
-Sol tüni Batır Zwqa; jaw basqanda
Uyqıdan atıp turıp alısqanda
On şaqtı jawdı joyıp erlikpenen
Aqırı şeyit boldı atısqanda
(O gece yiğit Zuvka;
düşman baskınına
Uykuda yakalandı
ölüm-kalım mücadelesi verdi
On kadar askeri
öldürerek yiğitçe
Sonunda şehit oldu
çarpışarak.)
*
-Ya ata, qayran ata, qacı ata!
El üşin kïip-işpey dämin tata
Arğı atası Nurmuhammet Abız edi
Äkesi Säbït Molda bergen bata.
(Ya ata, hayran
olduğum Hacı ata!
Halk için, yiyip
içmedin gönlünce.
Dedesi Nurmuhammet
Hafız idi
Babası Sabiyt Damolla
duasını vermişti. )
*
-Altaydıñ aq-ïığı bürkitisiñ
Düşpanıñ mañaydasa ürkitesiñ
Xalıqtıñ qaharmanı bäyteregi
Urpaqtıñ qozğap küyin jügirtesiñ.
(Altayın beyaz boyunlu
kartalısın
Düşmanın yaklaşınca
ürkütürsün
Halk kahramanı ulu
çınarı,
Neslinin duygularını
hareketlendirirsin.)
*
-Er Zwqa eli üşin kep attandı
Täwekel, ulttıq müdde dep şattandı
Eñseli Zwqa Batır bul älemde
Arqa süyer asqar taw bop atandı.
(Er Zuvka halkı için
uğraştı
Tevekkülle, millî
şuurla şad oldu
Enseli Zuvka Batur bu
âlemde
Sığınak, ulu dağ diye
adlandırıldı.)
Kuddüs Şolpan (Mawsım 2003)
Kuddüs Çolpan (Haziran 2003)
Hiç yorum yok